Kamuoyunda bir süredir “tıkanma” yaşandığı eleştirileriyle tartışmaya açılan süreç, arka planda derin bir stratejik pazarlığa ve tarafların öncelik sıralamasındaki yapısal uyuşmazlığa sahne oluyor. Ankara kulislerinden sızan son bilgiler, yürütülen temasların teknik bir detayda değil, sürecin doğasını doğrudan etkileyecek temel bir yöntem krizinde kilitlendiğini gösteriyor. T24 muhabiri Ceren Bayar’ın aktardığı iddialar, devletin güvenlik bürokrasisi ile fesih kararı alan PKK kanadı arasında yürütülen görüşmelerin omurgasını ve tarafların kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Güvenlik Bürokrasisinin “Önce Eylem” Stratejisi
Güvenlik ve istihbarat birimleri tarafından yürütülen temaslarda devlet kanadının yaklaşımı, önceliği “somut neticeye” veren bir çizgiye sahip. İddialara göre yetkililer, daha önce fesih ve silah bırakma kararı aldığını açıklayan örgütten, bu kararın pratik uygulamasına dair takvimlendirilmiş, somut bir yol haritası hazırlamasını ve sahada adım atmasını talep ediyor. Bu yaklaşım, devletin süreci hukuki vaatler üzerinden değil, sahada karşılığı olan fiziki bir tasfiye ve geri dönüş planı üzerinden ilerletmek istediğini gösteriyor. Güvenlik odaklı bu perspektif, yasal adımlardan önce silahsızlanmanın somutlaşması gerektiği tezi üzerine kurulmuş durumda.
Örgüt Yönetiminin Hukuki Güvence ve Öcalan Şartı
Buna karşılık örgüt yönetiminin sergilediği refleks, devletin “önce pratik” yaklaşımına karşı “önce hukuki zemin” bariyerini örüyor. Kulis bilgilerine göre örgüt, süreçte herhangi bir ilerleme sağlanabilmesinin ön şartı olarak yasal düzenlemelerin ivedilikle gündeme alınmasını talep ediyor. Örgütün bu hamlesi, yasal güvence olmadan atılacak her somut adımın stratejik bir risk barındırdığı argümanına dayanıyor.
Bununla da kalmayıp, sürecin merkezine Abdullah Öcalan’ın konumunu yerleştiren iki kritik talep öne sürülüyor:
Özgür Çalışma Koşulları: Abdullah Öcalan’ın süreç yönetimini yürütebilmesi için özgür çalışma koşullarının sağlanması.
Süreç Liderliği: Silah bırakma ve geri dönüşe dair bir yol haritasının ancak bu hukuki ve fiziki adımların ardından hayata geçirilebileceği ve tüm bu süreçlerin bizzat Öcalan tarafından yürütülmesi gerektiği fikri.
Ankara Kulisi: “Statü” Formülleri ve Siyasi Dengeler
Sürecin siyasi ayağında ise aktörlerin pozisyonları arasındaki açı farkı dikkat çekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Öcalan’ın konumuna dair “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” gibi ezber bozan ve somut bir statü önerisinde bulunduğu hafızalardaki yerini koruyor.
Ancak iktidar kanadının bu “statü” formülüne yaklaşımı çok daha temkinli. Kulislerde konuşulanlara göre, iktidar Öcalan’a resmi veya siyasi bir statü verilmesi fikrine net bir şekilde mesafeli duruyor. Buna karşın, sürecin lojistiğini ve iletişimini kolaylaştırmak adına Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarının iyileştirilmesine daha sıcak ve esnek baktığı ifade ediliyor. Bu durum, iktidarın hukuki/siyasi bir meşruiyet tanımadan, pratik kolaylıklar üzerinden bir ara formül arayışında olduğunu gösteriyor.
Retorik Analizi: “Apocu Hareket Yönetimi” ve 5 Mayıs Bildirisi
Süreçteki bu tıkanma ve karşılıklı talepler dizisi, aslında örgütün kamusal açıklamalarına da doğrudan yansımış durumda. PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ve fesih ile silah bırakma kararı aldığı 12’nci kongresinin yıl dönümünde, ‘Apocu Hareket Yönetimi’ imzasıyla yapılan basın açıklaması, bugün kulislere yansıyan tıkanıklığın kamuoyu önündeki manifestosu niteliğindeydi.
Açıklamada, iktidara süreç kapsamında yasal adımların atılması ve Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi yönünde açık bir çağrı yapılırken, sorumluluğun tamamen yasal zemin hazırlamayan siyasi iradede olduğu savunulmuştu.
Örgüt tarafından yapılan ve sürecin mevcut durumuna ışık tutan o açıklamanın satır başları şu şekilde:
“Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi denilmiş! Aksine Rêber Apo gelişlerin hızlanması için yasal ve hukuki zeminin hazırlanmasını istemiştir. Aslında yetkililer Ramazan Bayramı sonrası yasal adımların atılacağını belirtmişler, ancak sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımlar halen atılmamıştır… Biz üzerimize düşeni dünyada hiçbir kesimin beklemediği düzeyde yaptık. Artık barış ve demokratik toplum sürecinin sonuca gitmesi için Rêber Apo’nun statüsünün belirlenmesi, yasal ve hukuki adımların atılması gerekmektedir.”
Sonuç Yerine
Analitik bir çerçeveden bakıldığında; devletin “önce silahları bırakın, yol haritasını görelim” yaklaşımı ile örgütün “önce yasaları çıkarın ve Öcalan’ın statüsünü belirleyin” dayatması, süreci metodolojik bir kilitlenmeye taşımış durumda. İktidarın statüye mesafeli ama koşulların iyileştirilmesine dönük esnek tutumu bu kilidi açmaya yetip yetmeyeceği, önümüzdeki dönemde tarafların atacağı taktiksel adımlarla netleşecektir.
