Türkiye’de Siyasi ve Ekonomik Durum Nasıl?

Modigo

Yazan: Cumali Yağmur

AKP içerisinde, Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilememesi durumunda partinin akıbetinin ne olacağı tartışmaları baş göstermiş durumda. Türk Anayasası uyarınca Erdoğan’ın üçüncü kez aday olması mümkün değil; ancak AKP-MHP iktidarı, erken seçim kararı alarak Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açabilir.

Öte yandan, bir anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığını mümkün kılabilirler; ne var ki AKP ve MHP’nin meclisteki sandalye sayısı bunun için yeterli değil. AKP içindeki çeşitli fraksiyonlar şimdiden bir cumhurbaşkanı adayı arayışına girmiş vaziyette ve hatta bazı isimler tartışılmaya başlandı bile. Parti tabanının bir kısmı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan etrafında kenetlenip onun adaylığını talep ederken, bir diğer kesim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı, başkaları ise İbrahim Kalın’ı öne çıkarıyor. Kanaatimce, AKP mensupları nihayetinde tek bir aday üzerinde uzlaşarak seçime gitme yolunu seçeceklerdir.

AKP, son yerel seçimlerde ciddi bir oy kaybına uğrayarak sandıktan ikinci parti olarak çıktı; ana muhalefet partisi CHP ise birinci parti konumuna yükseldi. Bunun üzerine AKP-MHP rejimi, CHP ve DEM Parti üzerinde bir baskı mekanizması kurarak seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyımlar atadı ve bazılarını tutuklattı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinde hukuki baskı sürdürülürken, DEM Parti ve CHP’li bazı belediye başkanları görevden alınıp yerlerine kayyım atandı. Ayrıca, bazı CHP’li belediye başkanlarına AKP’ye geçmeleri yönünde baskı uygulandığı da biliniyor.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olarak yarışmasa dahi, AKP Genel Başkanlığını asla bırakmayacak ve siyaseti bizzat şekillendirmeye devam edecektir. Siyaset sahnesinden çekilmek bir yana, diğer sağ partilerle birlikte sosyal demokrat alternatiflere karşı sert tutumunu sürdürecektir. Seçimler sonrasında AKP-MHP ittifakı devam etmese bile, yanlarına küçük bir partiyi alarak koalisyon kurmaları muhtemeldir. AKP’nin o meşhur “Bizans oyunları” ve siyaset tarzı, 25 yıldır ülkeye hükmediyor.

Ülke ağır bir ekonomik krizin pençesindeyken, enflasyon beklenmedik seviyelere tırmanmış durumda. Halkın bir kesimi giderek yoksullaşırken, diğer bir kesim buna rağmen zenginleşmeye devam ediyor. Muhalefet partileri ise bu süreçte bir araya gelip AKP-MHP bloğuna karşı ortak bir mücadele hattı örmeyi başaramıyor.

Geniş kitlelerin direniş kültürü zayıf olsa da, toplumun bazı kesimleri 68 kuşağının çabalarıyla zincirlerini kırıp korkuyu üzerinden atmayı başarmıştı. Ancak askeri cuntalar döneminden bu yana halkı yeniden şekillendiren ve 2001’den beri iktidarda olan AKP rejimi, kitlesel tutuklamalar ve “Cumhurbaşkanına hakaret” davalarıyla topluma korku saldı; cezaevleri dolup taştı. Gezi Direnişi patlak verdiğinde büyük bir toplumsal dinamizm yarattı, fakat AKP ve MHP bu direnişi şiddet kullanarak bastırdı. Bugün hala Gezi davası nedeniyle tutuklu bulunan pek çok insan var.

AKP-MHP ittifakı, Türkiye halkları üzerinde devasa bir baskı sistemi inşa etti. Kitleler yeni bir direniş gösteremiyor ve korku dolu günler geçiriyor. Bir zamanlar Türkiye’de bir “kazan kaldırma” (başkaldırı) kültürü hakimken, şimdilerde halkın bir bölümü derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.

Son dönemde Kürtler örgütlenerek devlete karşı korku duvarını aştı ve güçlü bir irade ortaya koydu. AKP-MHP iktidarı, Kürt sorununun çözümü için mecliste tüm partilerin katılımıyla bir komisyon kurmadı; buna karşın Kandil ve İmralı ile temas kurma girişimleri oldu. Yine de somut adımlar atılmış değil. Türkiye, Kürt sorununu içeride çözmek istiyormuş gibi görünse de, zaman zaman Suriye’deki Kürt bölgelerini bombalıyor ve Suriye rejiminin Kürt karşıtı politikalarına destek veriyor.

İran’daki halk direnişi karşısında tarafsızmış gibi görünen Türkiye, yüzünü Trump’a çevirmiş durumda. Olası bir ABD müdahalesi için üslerini kullanıma açabilir. Türkiye, sanki pusuda bekliyor ve Ortadoğu’daki değişimleri kulesinden izliyormuş gibi bir izlenim verse de, Suriye’de Kürt karşıtı politikaları desteklemeye devam ediyor.

Ana muhalefet partisi CHP sürekli toplantılar düzenlese de, Genel Başkan Özgür Özel etkili bir muhalefet sergilemekte yetersiz kalıyor ve Kürt sorununu hala kendi meselesi olarak görmüyor. Diğer küçük partiler ise varlık gösteremiyor; seçime tek başlarına girseler yüzde beş barajını dahi aşamazlar. Son anketlerde AKP gücünü koruyor ve AKP-MHP oyları hükümet kurmaya yetecek gibi görünüyor.

AKP-MHP iktidarı dış politikada ABD’de Trump’ın yanında saf tutarken, Erdoğan adeta telefonun başından ayrılmayıp Trump ile görüşmeye çalışıyor. Ülke çıkarları, demokrasi ve ekonomik sorunlar AKP için bir öncelik değilmiş gibi görünüyor; Erdoğan tüm dikkatini Trump ile olan ilişkilere odaklamış durumda.

Yazının Almanca orijinali: Wie ist die politische und wirtschaftliche Lage in der Türkei? – Fremdeninfo