George Orwell Aslında Kime Hizmet Ediyordu? – 1984 Romanının Soğuk Savaş Propagandası Olarak Okunması

Can Taylan Tapar
George Orwell Aslında Kime Hizmet Ediyordu? - 1984 Romanının Soğuk Savaş Propagandası Olarak Okunması

Her liberalin başucu kitabı, her merkez medya yazarının sıkıştığında sarıldığı can simidi: 1984.

Bize yıllarca George Orwell’in totaliterizme karşı duran, hakikatin yalnız şövalyesi olduğu anlatıldı. Solcu olduğu ama “yanlışları” gördüğü için Stalin’i eleştirdiği, bu yüzden aforoz edildiği söylendi.

Peki size Orwell’in ölüm döşeğindeyken İngiliz istihbaratına kendi yoldaşlarını ihbar eden bir “ispiyoncu” olduğunu söylesem? Ya da en ünlü eserlerinin bizzat CIA tarafından finanse edilip dağıtıldığını?

Bugün, Orwell mitini yıkıyoruz. 1984 ve Hayvan Çiftliği; sadece edebi metinler değil, Batı emperyalizminin sosyalizme karşı yürüttüğü kültürel savaşın en etkili füzeleridir.

1. “Aziz” Orwell’in Kirli Listesi

Orwell hayranlarının yüzleşmekten en çok kaçındığı gerçekle başlayalım: Orwell’in Listesi.

Yıl 1949. Orwell tüberkülozdan ölmek üzeredir. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na bağlı, anti-komünist propaganda birimi olan IRD (Information Research Department) ile temasa geçer. Ve onlara, “kripto-komünist” veya “yol arkadaşı” (fellow traveler) olduğunu düşündüğü 38 kişinin listesini verir.

Bu listede kimler yoktur ki?

  • Efsanevi oyuncu Charlie Chaplin,

  • Siyahi hakları savunucusu ve büyük sanatçı Paul Robeson,

  • Tarihçi E.H. Carr.

Orwell’in notları mide bulandırıcıdır. Paul Robeson için “Anti-beyaz” notunu düşmüştür. “Büyük Birader”e (Devlete) karşı olduğu söylenen yazar, gerçek hayatta “Büyük Birader”in bizzat kendisine, meslektaşlarını fişleyen bir muhbirdir. Bu, entelektüel bir eleştiri değil, düpedüz polis işbirliğidir.

2. CIA’in En Sevdiği Film: Hayvan Çiftliği

Orwell öldükten sonra mirası, Soğuk Savaş’ın en büyük silahına dönüştü.

CIA, kültürel hegemonya kurmak için sanat ve edebiyatı kullanıyordu (Bkz: Kongre Kültürel Özgürlük Örgütü). CIA, Orwell’in Hayvan Çiftliği haklarını satın aldı ve 1954 yapımı o meşhur animasyon filmini finanse etti.

Ancak bir şartları vardı: Kitabın sonu değişecekti.

Kitabın orijinalinde domuzlar (Sovyet bürokrasisi) ile insanlar (Batılı kapitalistler) masada oturup kağıt oynarlar ve birbirlerine o kadar benzerler ki, dışarıdan bakanlar hangisinin domuz hangisinin insan olduğunu ayırt edemez. Yani Orwell, aslında “hepiniz aynısınız” der.

Ama CIA versiyonunda bu son atılır. Sadece domuzların kötü olduğu, insanların (Batı’nın) kurtarıcı olabileceği bir alt metin işlenir. Orwell’in eseri, Sovyetleri eleştirmekten çıkıp, kapitalizmi aklama broşürüne dönüştürülür. Ve bu film, dünyanın her yerinde okullarda izletilir.

3. “Umutsuzluk” Aşısı ve At Nalı Teorisi

1984 romanının en büyük başarısı (!), sosyalizmi faşizmle eşitlemesidir (At Nalı Teorisi). Orwell, Hitler ile Stalin’i, Nazizm ile Komünizmi aynı potada eriterek “Totaliterizm” diye bir öcü yaratır.

Bu, Marksist açıdan büyük bir saptırmadır. Faşizm, kapitalizmin kriz anındaki en vahşi halidir; sosyalizm ise kapitalizmin reddidir. Bu ikisini eşitlemek, liberal demokrasiyi (yani kapitalizmi) “tek rasyonel ve insani seçenek” olarak sunma kurnazlığıdır.

Ünlü Marksist tarihçi Isaac Deutscher, 1984 için “Korkunun Tüccarı” (Merchant of Fear) tabirini kullanır ve şöyle der:

“1984 romanı, Batı’daki milyonlarca insanı, sosyalizmin kaçınılmaz olarak köleliğe götüreceğine inandırmak için bir ‘ideolojik süper silah’ olarak tasarlandı.”

Roman, okuyucuya şu mesajı verir: “Devrim yapmaya kalkışmayın, sonu 1984 gibi olur. Mevcut sömürü düzenine razı olun, en azından Winston Smith gibi işkence görmüyorsunuz.”

Bu kitap bir uyarı değil, umudu öldüren bir aşıdır.

4. İroni: 1984’ü Kapitalizm Gerçekleştirdi

Tarihin en büyük ironisi şudur: Orwell’in sosyalizmde olacağını iddia ettiği distopya, bugün kapitalizmin kalbinde yaşanmaktadır.

  • Tele-Ekranlar: Bugün cebimizde taşıdığımız akıllı telefonlar, evimizdeki akıllı asistanlar, Orwell’in tele-ekranlarından çok daha gelişmiş gözetleme cihazlarıdır. Ve bunlar KGB’ye değil, Apple’a, Google’a ve NSA’e rapor verir.

  • Hakikat Bakanlığı: Algoritmalar, sosyal medya sansürleri ve manipülatif medya tekelleri; gerçeği her gün yeniden inşa eder.

  • Yenisöylem (Newspeak): Kavramların içinin boşaltılması (“Barış Harekatı”, “Özgürleştirme Operasyonu”, “Esnek Çalışma”) modern kurumsal kapitalizmin dilidir.

Orwell namluyu Doğu’ya doğrultmuştu ama silah aslında Batı’nın elinde patladı. Ancak liberaller hala Kuzey Kore’ye bakıp vahlanırken, kendi sokaklarındaki yüz tanıma kameralarını görmezden gelmeyi seçiyorlar. Çünkü Orwell onlara bu körlüğü öğretti.

Sonuç: Bir Soğuk Savaş Askeri

George Orwell iyi bir romancı olabilir ama o, kalemini işçi sınıfının kurtuluşuna değil, o kurtuluş umudunu boğmaya çalışan İngiliz İmparatorluğu’nun bekasına adamış bir “Soğuk Savaş Askeri”ydi.

Bugün onu okurken, “totaliterizm karşıtı bir kahraman”ı değil; korkularıyla, sınıf kiniyle ve nihayetinde devlete sığınma refleksiyle hareket eden, Batı istihbaratının “kullanışlı aptalı” (ya da bilinçli işbirlikçisi) olmuş bir figürü görmeliyiz.

Solun Orwell’den öğreneceği bir şey varsa o da şudur: Düşmanın silahıyla kendi tarihine ateş etmemek.