Enerji Jeopolitiği: Gaz, Kâr ve Savaş

Can Taylan Tapar
Energy Geopolitics: Gas, Profit, and War

Haritalara baktığınızda sınırları çizenlerin diplomatlar ya da generaller olduğunu sanırsınız. Oysa 21. yüzyılda sınırları belirleyen mürekkep değil, boru hatlarıdır. Enerji, kapitalizmin kanıdır ve bu kanın akacağı damarlar (boru hatları) tıkandığında, sistem kriz geçirir; adına da “savaş” denir.

Bugün Ukrayna’nın steplerinden Doğu Akdeniz’in sularına, oradan Karadeniz’de seçim propagandasına dönüştürülen gaz sahalarına kadar yaşadığımız her gerilim, enerji tekellerinin pazar paylaşım savaşıdır.

Mayıs 2023 itibarıyla önümüzdeki tabloyu, hamasetin sisini dağıtarak; yani paranın ve vananın izini sürerek okuyalım.

Ukrayna Savaşı: Bir “LNG Pazarlama” Stratejisi

Rusya-Ukrayna savaşına dair medyada duyduğunuz “demokrasi vs. otokrasi” masallarını bir kenara bırakın. Bu savaşın ekonomi politiği, Avrupa’nın enerji tedarikçisini zorla değiştirmesinden ibarettir.

Yıllarca Almanya sanayisi, ucuz Rus gazı ile rekabet avantajı sağladı. ABD emperyalizmi için bu kabul edilemezdi. Rusya’nın Avrupa ile ekonomik entegrasyonu, NATO’nun varlık nedenini sorgulatıyordu. Savaş, bu bağı koparmak için bir manivela oldu.

Geçtiğimiz sonbaharda Baltık Denizi’nin dibinde patlatılan Kuzey Akım (Nord Stream) boru hatlarını hatırlayın. Failleri hala “meçhul” (!). Ancak sonuç çok net: Avrupa, ucuz Rus gazından koparıldı ve ABD’nin fahiş fiyatlı Kaya Gazı’na (LNG) mahkum edildi. Bu, Avrupa sermayesinin ABD’ye bağımlı kılınması operasyonudur. Ukrayna halkı ise bu devasa enerji transferinin sahnesinde canıyla bedel ödeyen figüranlara dönüştürüldü.

Seçim Sandığında Gaz Kokusu: “Karadeniz Gazı” Efsanesi

Gelelim içerdeki gündeme. İktidar bloğu, seçime günler kala Filyos’ta vanaları açtı. “Karadeniz gazı sisteme verildi, bir ay faturalar bedava” denildi.

Buradaki illüzyonu görmek zorundayız.

  1. Zamanlama Manidarlığı: Yıllardır süren bir projenin tam da seçimden 15 gün önce “müjde” olarak sunulması, devletin imkanlarının bir parti propagandasına dönüştürülmesidir. Enerji güvenliği stratejik bir konudur; seçim rüşveti değildir.

  2. Maliyet Gerçeği: Çıkarılan gazın maliyeti, dağıtım altyapısı ve amortisman süreleri hakkında şeffaf tek bir veri yok. Halka “bedava” diye sunulan gazın maliyeti, aslında Hazine’den, yani yine halkın vergilerinden sübvanse ediliyor. Bir cebinizden alıp diğer cebinize koyuyorlar, siz de buna “lütuf” diyorsunuz.

  3. Hub (Üs) Olma Hayali: İktidar, Türkiye’yi bir “Enerji Hub”ı yapmaktan bahsediyor. Ancak Rusya ile yapılan “doğalgaz ödemelerini erteleme” anlaşmaları gösteriyor ki, Türkiye bir “enerji üssü” değil, Rusya’nın ambargoları delmek için kullandığı bir “enerji antreposu” olma yolundadır. Putin’in onayı olmadan vanayı çeviremediğiniz bir yerde, egemenlikten değil, ancak taşeronluktan söz edebilirsiniz.

Doğu Akdeniz: “One Minute”ten “Gel Boru Döşeyelim”e

Enerji jeopolitiğinin en ikiyüzlü sahnesi ise Doğu Akdeniz’dir. Yıllarca iç politikada “Ey İsrail!” nidalarıyla taban konsolide edildi. Peki şimdi ne oluyor?

İsrail gazının Avrupa’ya taşınması için en maliyetli yol olan EastMed projesi (Yunanistan-Kıbrıs hattı) ABD desteğini çekince çöktü. Geriye kalan en ucuz rota: Türkiye.

Son aylarda İsrail ile yaşanan “normalleşme” trafiğinin, Herzog’un sarayda ağırlanmasının sebebi sizce ani bir sevgi patlaması mı? Hayır. Sermaye, gazın Avrupa’ya akmasını emrediyor. Filistin davası, Mavi Marmara retoriği ve “kutsal hassasiyetler”, doğalgazın kâr marjı karşısında buharlaşıyor.

Kapitalizmde ilkeler değil, çıkarlar vardır. Gazın yolu Türkiye’den geçecekse, “katil” dedikleriyle el sıkışmakta beis görmezler. Şu an yaşanan tam olarak budur.

Sonuç: Vananın Başındaki Değişmedikçe…

Mayıs 2023 Türkiye’sinde enerji, bir kalkınma aracı olarak değil; bir seçim kozu, bir borçlanma aracı ve bir jeopolitik pazarlık unsuru olarak kullanılıyor.

Bizim itirazımız gazın çıkmasına değil; bu gazın halkın refahı için değil, bir avuç sermayedarın kârı ve iktidarın bekası için araçsallaştırılmasınadır. Enerji hatları savaşın gerekçesi olduğu sürece, evimizdeki kombinin ısısı dünyayı ısıtmaya yetmeyecek.

Gerçek enerji güvenliği; fosil yakıtlar üzerinden dönen emperyalist savaşlara taraf olmakta değil, enerjinin kâr odaklı bir meta olmaktan çıkarılmasındadır.